17 Şubat 2011 Perşembe

Tükenmez sanıpta sarıldığın tüm o şeyler,
Bak! Nasıl da tükeniyorlar,
beceremediğin halde mektubunu yazarken intaharlarının,
titreyen elindeki,o tükenmez denen ama daha O'nun adını
yazarken,ömrünü tüketen o kalemler gibi... Birer birer.
Tükeniyorlar... Yokoluyorlar malesef...
HerşeyGibi...Hiçbirşeyle beraber.
Ve sana sarılıpta ölmen için yastığının altına,gizlice ve sessizce
birer hayal bırakıyorlar,
Seni uyandırmamak için...
parmak uçlarında yürüyerek,sabah erkenden giderlerken.

İnanmasakda bebeğim öldükden sonra yeniden dirileceğimize,
Yaşarken yeniden doğdum ben,ölüp ölüp dirilip seviştiğimizde.
Yaşayan bir ölüyken,dirildiğimde tüm günahlarım hala yazılıyken kalbimde
ve sabaha kadar içilmiş şarabın lekesi varken göğüs ucuma sinen sigaran gibi halen üzerimde...
Boşverip onları,yanmayı yeğlerken seve seve,cayır cayır,cehennemin
en dibinde,
Yeni doğan bebeğin tüm masumiyet(!)iyle emdim ben cenneti...
kovuluncaya kadar... O gece memelerinde.
Ölmüşüm... Kalmışım... Afedersin ama,çokta sikimde!

3 Şubat 2011 Perşembe


Duvarlara isimlerimizin baş harflerini yazacağım bir gece rüyanda!
Seninkisini Kırmızı'yla,benimkisiniyse elbette ki Siyah'la.
Aramızdaki tüm renkleri,son harfleri soluncaya dek yaşamak amacayla...
Vuracağım kendimi sonra o duvarın önünde,işte bu silahla.
Gözün takılacak elbet duvardakini farkedememişken,
yerde biriken kanda gördüğün o harflerin ters yansımasana.
Kana tutulacak bayılacaksın,devrileceksin o duvarın dibine boylamasına.
Düşlerimiz piç olmasın da bebeğim... Hadi lan! Bu da olsun varsın bir yanılsama!